ENGLISH PAGES BODRUM'UN SEÇKİN OTELLERİNE REZERVASYON YAPIN BODRUM SUALTI ARKEOLOJİ MÜZESİNİ ZİYARET EDİN BİZE ULAŞIN ANA SAYFA
Seçkin Mekanlar
Sanat Etkinlikleri
Partiler, Özel Kutlamalar
Mavi Yolculuk
Konserler
İndirim Kampanyaları
İkbal Çiğdem Damar Yazıları
Haftanın Filmleri
Genel Etkinlikler
Festivaller
Bunları Kaçırmayın!
Bodrumlife Dergisinden Yazılar
Bodrum'un Beldeleri
Bodrum'da Yılbaşı
Bodrum'a dair Kitaplar
Bodrum Sergiler
Alışveriş Seçenekleri
Efsane Kadin Savaşçılar - Amazonlar
EKLENME TARİHİ: 2013-08-20 00:00:00
İkbal Çiğdem Damar
cigdemdamar@gmail.com

Mausoleum deyince sizin de aklınıza o kabartmalar gelmez mi? İki erkek savaşçının ortasında yere düşmüş, bir kadın savaşçı... Sorguçlu, pelerinli, çıplak erkek savaşçıların saçından tutup çektiği kadın savaşçılar ve benzeri betimlemelerin yer aldığı bu frizler Mausoleum'u dünyanın yedi sanat harikasından birisi kılmış, zamanının en usta heykel sanatçılarının elinden çıkmıştır.

Tasvir edilen savaşta acımasızca yenilen kadınlar kimdir, hiç yaşamışlar mıdır, yoksa bu sadece bir imgelemden mi ibarettir? Kuşkusuz yalnızca bir imgelem değil.

Homeros, Herodot, Oiyodoros, Strabon, Pausinias ve daha pek çok yazarın kitaplarinda ayrıca o dönemin mitolojik öykülerinde, arkeolojik buluntularında Amazonlara sık sık rastlarız. Mozole'nin de kabartmalarında betimlenen kadın savaşçılar efsanevi Amazonlardır. Anlatılan savaş ise binyıllar öncesine dayanan ve Amazon söylencesinin hafızalarımızda nasıl sonlandınlması gerektiğini adeta ilan eden Atina yakınlarında olduğu varsayılan savaşdır. Sokrates ve Platon Amazonlar'ın Atina'ya saldırdıklarını bir gerçeklik olarak kabul eder.

O frizler! Yeterli ölçüde kesin kanıtın olmaması sebebiyle bilim adamları tarafından daha çok antropolojik açıdan incelenebilen Amazonlar, o dönemdeki Yunan toplumunun, kendinden farklı bir biçimde örgütlenmiş kadınlardan oluşan bir topluma yönelik korkularını, kuşkularını, önyargılarını yansıtması ve bugüne bu dönüşümle taşıması açısından ilginçtir.

Yalnızca Mozole kabartmalarında değil o dönemin geniş bir alana yayılan coğrafyasında, önemli yapılarda bu savaşın tasvirleri görülür; Alina'daki Parthenon'da, Efes'teki Artemİs Tapınağı'nda. Bergama'daki Zeus Tapınağı'nda vs. Bu yapılardaki frizleri yapan sanatçılar ve o dönemin İnsanları İçin bile Amazonların bir mit, nesilden nesile aktarılan bir efsane olduğunu söylemek gerek.

Atina Kralı Theseus tarafından kaçırılarak -ki bu çok uzun bir hikâyedir- Atina'ya getirilen Amazon kraliçesi Antiope'yi (kimi kaynaklarda Hyppolite olduğu yazılır) kurtarmak isteyen Amazon ordusu İle Atinalılar arasında çıkan meydan muharebesi, erkeğin kadını yendiği önemli bir savaş olarak da algılandığı için belki de, o dönemin eserlerinde çok işlenmiştir.

Atina dolaylarında geçen ve Amazonların yenilgisiyle sonuçlanan Yunan - Amazon savaşı antik tarihe ait pek çok buluntuda göze çarpar. Pek bir moda olduğu görülür. Çok konuşulan, herkesin birbirine anlattığı, gündemde olan bir konu olduğu varsayılabilinir. Hatta Amazonları yenmenin büyük bir başarı olarak görüldüğünü, kim bilir belki de erkek üstünlüğünün ve erkek egemen değerlerin bir zaferi olarak algılandığını söyleyebiliriz.

Verimliliğin kutsandığı, mülkiyetin olmadığı anaerkil düzeni sembolize ettiğini düşünebileceğimiz Amazonların yenilgisiyle, artık erkek egemen değerlerin önünde hiçbir engel kalmadığını da varsaymak mümkündür.

Mitolojide Amazonlar'ın en belirgin yanları savaşçı kadınlar olmalarıdır. Savaş aletleri ok, yay, kargı, ama özellikle kendilerine has kalkanları "pelta" ve Amazonların simgesi diyebileceğimiz çift ağızlı balta "labris" dir. Labris'e Anadolu'da Hititler 'de, Karya'da ve Girit'de rastlanır. Halikarnas Balıkçısı'na göre bu iki ağızlı balta Anadolu'nun simgesidir. Resim ve kabartmaların çoğunda Amazonların elinde hep bu balta görülür.

Amazonların kendilerine özgü olan İkinci silahlan Pelta, yarimay seklindeki bir kalkandır. Pelta'nın modelinin tıpkı İsimlerinin etimolojik köken teorilerinde olduğu gibi taptıkları Ay tanrıçasından geldiği de söylenmekte.

Bu savaşçı kadınlar at Üzerinde çok İyi savaşırlardı, üstelik o zamanlar Yunanlılar atı sadece arabaya koşarak kullanabiliyordu. Atları binek hayvanı olarak kullanmanın Anadolu uygarlıklarının ozellikle de Amazonların bir bulusu olduğu söylenir. Hatta "centaur" (at adamlar) mitosunun Amazonları at üzerinde İlk defa görerek onlan farklı bir canlı zanneden Yunanlılardan kaynaklandığı bile iddia edilir.


Amazonlar anaerkil yapıyı sürdürmek istedikleri için mi acımasız birer savaşçıydılar?

O devirlerde henüz tarihin, yazılı bir arşive dönüşmediğini ve günümüzde bu konuyla ilgili yok denecek kadar az kesinleşmiş bilginin olduğunu hatırlayalım.

Bunu bir kenara kaydederek, Amazonların anaerkil yapının ürünü olabileceği biçimindeki yaygın görüşe bir göz atalım. O çağ Anadolu devletlerinin çoğunda anaerkil düzenin devam ettiğine İnanılır. Asuva, devamı olan Udya, Misya, Karya, Ukya anaerkil olduğuna dair güçlü kanaate sahip olduğumuz devletler. Hititlerde İse ataerkil bir yapı olduğu görülüyor. Toplumsal yaşamda kadının etkinliği, ekonomik etkinliklerin kadınlar tarafından yerine getirilmesi, kadınların mutlak egemenliği, soy kütüğünün kadına göre belirlenmesi, Amazon söylencesinin önemli Özelliklerinden.

Amazonların anaerkil düzene göre farklı olan yanı, kadınların savaşçı kimliklerinin öne çıkması: Saldırgan birer savaşçı ve asker olarak yetiştirilmeleri, erkeklerin bu orduda yer almamaları...

Anadolu'ya gelip yerleşen Hititler Anadolu'da pek çok devleti kendisine bağımlı kılmıştı. Anaerkil düzenle yönetilen bu bağımlı devletlerdeki erkeklerin Hititlerdeki ataerkil yapıdan etkilenerek anaerkil yapıyı sonlandırmak İstediğini ve egemen durumda bulunan kadınların sert tepkisiyle karşılaştığı düşünülebilir. Kadınlar onları yenerek erkeklerin o zamana kadar üstlendikleri savaşa katılma, avcılık ve toplumu savunma görevle­rini de kendileri üstlenmiş olabilirler. Bilge Umar Amazonların "tarım yap­mayan, yaşamı at sırtında avcılık ve savaşla geçen bir kadınlar ulusu" ol­duğunu yazar.


Tanrıça Artemis'in kızları Amazonlar

Amazonlar kendilerine saldıranlara karşı korkusuzca savaştılar. Komşu ülkelere saldırmaktan da çekinmedi­ler. Haklannda anlatılan türlü hikâye­ler bugüne ulaştığına göre, belli bir dönemin küttür ve inançlarını etkile­dikleri doğrudur. Böylece Kibele İle başlayan ana tanrıça inancının Ama­zonları da simgeleyen Artemis'e dö­nüşmesi olasılıklar dahilindedir.


Amazonların güçlerinin kaynağı oldu­ğuna İnandıkları Ana Tanrıça aslında bir ay tanrıçasıydı.

Çeşitli zaman­larda çeşitli İsimler alsa da temelde hep aynı astrolojik niteliklerini yansıtan bir tanrıçaydı bu. Annelik, doğurganlık, bereket, vericllik, duy­gular, besleme onun nitelikleriydi. Bu tanrıça önceleri Kibele olarak ad­landırılırken, giderek Artemis'e dö­nüştü. Ama Yunan panteonundaki Ar­temis ve Anadolulu Ana Tanrıça çok farklıdır; ataerkil Yunan dininden gelen Artemis bakire olduğu halde Ana Tanrıça doğurganlığı temsil eder.

Artemis'in dünyanın yedi harikasın­dan biri kabul edilen tapınağı, ne il­ginçtir ki yine Amazonların kurduğu bir kent olduğu söylenen Efes antik kenti yakınlarındadır. Antik tarih ya­zarlarından Pausanias mevcut gör­kemli tapınağın yerindeki ilk tapınağı Amazonların kurduğunu yazar. Pausanias'ın yazdıklanna göre zaman içinde inşa edilen muhteşem tapinagın yerinde ilk olarak Amazonlara saygı olarak bir Amazon anıtı vardı. Buradaki heykel­leri de ilkçağın en ünlü heykeltıraş­ları yontmuştur. Efes'deki kazılarda savaşçı kadınlara ait, tanrıça Artemis'e hizmet eden heykelcikler ele geçirilmiştir.

Burada tapınılan Efes Artemis'i Yunan Panteonu'ndaki Artemisten epey farklı bir görünümdedir. İsken­deriyeli şair Kallimakhos tanrıça Artemis'i överken Amazonlardan bahseder; "Cenkçi Amazonların Efes kıyısında tanrıçaya bir heykel diktik­lerini, çevresinde savaş dansı yaptık­larını, bu dans esnasında birbirine vurdukları kalkanlarının sesinin antik Sardes kentinde yankılandığını" be­lirtir. Artemis kültünün Amazonlarla bir­likte gelişerek yayıldığına inanılır. Amazonlar Artemis'in gönüllü hiz­metkârıdır.


Ana tanrıçanın rahibeleri olan savaşçı kadınlara verilen isim: "Melissa"

Amazonların dini inanışlarını Pausaias ayrıntılı olarak anlatır. Örneğin Ana Tanrıça'nın ilk rahibeleri dan sa­vaşçı kadınları anlatırken onlara bir çeşit arı olan Melissa dendiğinden de söz eder. Efes Artemis'inde betim­lenen Ana Tanrıça'nın çok göğüslü heykelini hatırlatalım. Çok göğüslü diye nitelememizin tartışmalı bir deyim olduğunu, bu konuda pek çok teori İleri sürüldüğünü belirtmek gerek. Kimi araştırmacılara göre bu yuvarlaklar göğüs değil, bal peteği.

Melisa olarak adlandırılan rahibe Amazonlara bir çeşit arı adı verilmesi bu yuvarlakların bal peteği olduğu savını güçlendiriyor. Antikçag Anado­lu'sunda bal üretimi ve arıçılığın çok yaygın olduğunu, eski pagan tanrıla­rının örneğin Priapos'un arı ve balı yönettiklerini, balın cinsel güç ve yaşam verdigine inanıldığını da dü­şünürsek, yabana atılır bir sav değil.

Amazonların Karadeniz kıyısında Samsun'un Terme ırmağının (antikTermedon) denizle birleştiği yerde Themiscyria (Terme) adlı bir başkentleri olduğu Strabon'un 'Coğrafya' adlı kitabında anlatılıyor. Mitolojiye göre Themiscyria savaşında Yunanlılara yenilirler ve Karadeniz'in kuzeyindeki İskit ülkesi Palus Maiotis'e (Azak Denizi civan) göçmek zorunda kalırlar. Orijinali Viyana Devlet Kütüphanesinde bulunan Roma döneminden kalma 'Puetzinger Haritaları'nda Amazonların yaşadıktan yerin 'Amazones' olarak Karadeniz kıyısında gösterildiğini görürüz.

Amazonların Anadolu'da birçok kent kurduğu söylenir: Ege bölgesindeki Ephesos/Selçuk, Smyrna/Izmir. Kyme, Gryneİon. Pİtane. Elaia. Anaia, Latori. Midilli adasındaki Mytilana. Marmara ve Karadeniz yörelerindeki Myrleia. Si-nope/Sinop bu kentler arasındadır.


Amazonların adı nereden geliyor?

Bu konuda ileri sürülen pek çok sav var. İçlerinden birisini İnceleyelim: Kas-Abhaz (Aşuva) ay demektir. "A mzı. Amzı" biçiminde hâlâ kullanılır. Bazı şahıs İsimleri olan Dinamis, Feramis. Ramis ve benzerinde olduğu gibi.

Amazonların kendilerini 'ayın kızları' olarak gördüklerini, ana tanrıça Kybele ve Artemis'in hizmetkârı olarak kabul ettiklerini hatırlarsak, kendilerine kendi dillerinde "Amiz" yada "Amis" adını takmaları bir mantık çerçevesine oturur. Latinler de onlara "Amız /on" derler. Bu terimin "Amazon" biçimine dönüşmesi akla yakındır.

O çağda ki Samsun kentinin adı da Kas-Abhaz (Aşuva) dilinde "Amis" dır. Yunan etkisiyle "Amisos* biçimine dönüşmüştür. Amazonların başkenti olarak kabul edilen "Themiskyra" bu bölgededir. Bazı kaynaklarda Aşuva İçerisinde, bazılarında Aşuva'nın kuzeyinde gösterilen aynı çağ Ege Bölgesi devletlerinden birinin adı da "Mİsya" dır. Amazonlar tanrıçasının adı İse Artemis. Bütün bu sözcüklerde ki "mis" yani "ay" sözcüğü dikkat çekicidir.


Amazonlarla ilgili iki mitolojik Öykü:

Troya Savaşı'nda en kahraman erkeğe yenilen güzel Amazon kraliçesi Penthesilia

Amazonlar yazılı kaynaklarda ilk olarak Homeros'un İlyada Destanı'nda anılırlar. Homeros'un W.O. 8 - 9. yüzyıllarda yaşadığı bilinir, İlyada Yunanlılar ile Troyalılar arasında gecen Troya Savaşı'nı anlatan bir destandır ve Amazonlar bu savaşla Troya'yı destekleyerek Akha ordularına karşı savaşırlar.

Troya Savaş'ında Troya'nın yenildiğini ve Hektor'un öldüğünü duyan Amazonlar Anadolu için Troya'ya yardım etmeye gittiklerinde savaş meydanında kahramanca savaşır ama yenilirler.

Amazonların kahramanlıklarından etkilenen Troyalıların düşmanı Akhilleus, kadın olduğunu bilmediği bu yiğit ordunun kumandanı Penthesilia ile savaşmak ister. Yüzünde maske olduğu için onun kim olduğunu öğrenemez ve saatlerce kılıç kılıca bir mücadelenin ardından her ikisi de bitkin düşer ama Akhilleus son bir hamleyle Pentehesilia'yı öldürür. Bu kahraman savaşçının kim olduğunu öğrenmek için maskesini çıkarır ve çok şaşırır, çünkü saatlerce dövüştüğü düşmanı çok güzel bir kadındır. O anda Penthesilia'ya âşık olur. Onu göz yaşlarıyla kendi çadırına getirir ve günlerce gece gündüz ağlar. Penthesilia için görkemli bir cenaze töreni yapılır.


Hyppolite'nin Kemeri

Antik Yunan kültürünün en çok öne çıkan, en büyük başarılar kazanan erkek kahramanları Akhilleus ve Herakles Amazonların belalı düşmanları olarak karşımıza çıkıyor. Hyppolite'nin Kemeri hikâyemiz de kahramanlar kahramanı meşhur Herakles ile Amazon kraliçesi Hyppolite arasında geçer. Hyppolite Yunanlı erkeklerin savaşmaya çekindiği İyi bir savaşçı. Yunanlılarla yaptığı savaşlarda bunu kanıtlamış. Belki de bu yüzden babası savaş tanrısı Ares tarafından hediye edilen sihirli bir kemeri var. Yunanlıların büyük kahramanı Herakles'in bu kemeri ele geçirmesi gerek. Herakles Hyppolite'nin yanına gider ve Hyppolite ona kemeri neden istediğini sorar. Herakles derdini anlatınca Hyppolite ikna olur ve kemeri kendi İsteği ile vermeye razı olur.

Fakat üvey annesi Hera Amazonlar arasında bir dedikodu çıkartarak kraliçelerinin zor durumda olduğunu etrafa yayar. Böylece Amazonlar Hyppolite'nin yanındaki Herakles'e saldırınca, Herakles de bir oyuna geldiğini zannederek Hyppolite'yi öldürür ve onun hem kemerini, hem de Labris denilen savaş baltasını ele geçirir.


Ikbal Cigdem Damar
Bodrumlife Dergisi

Mart - Mayis 2008
Bu konu 3895 kez izlenmiştir

Bodrum'da Emeklilik Bile Başka Güzel!
Bodrum'un iki Artemisia'sı: Biri savaşçı, diğeri Aşık..
Ne Külkedisi Ne Prenses Biz Karia Kadınlarıyız!
Efsane Kadin Savaşçılar - Amazonlar
Aya Nikola Kilisesinin duvarlarının anlatmadıkları!
Ortakent'in Silüetini Güzelleştiren Kule Taş Ev
Ortakent'in Garaguy'u Hala Bir Pınar
Bodrum'dan Datça'ya bir hafta sonu gezisi
Bodrum'dan Sakız Adası'na
Benim bütün isteğim, arzum ezber bozmak! - Osman Necmi Gürmen ile bir söyleşi
Bodrum Halikarnas İken Paranın Değeri Ve Sikkeler
where to go in bodrum