39 Basamak adlı oyun ile Kent oyuncuları Bodrum’da

Kent Oyuncularından Okan Yalabık, Demet Evgar, Hakan Gerçek ve Bülent ޞakrak ‘ın başrolerini paylaştığı Mehmet Birkiye’nin yönettiği 39 BASAMAK adlı oyunlarıyla Ege Turnesi kapsamında Bodrum’a geliyorlar.

10 Nisan 2008 akşamı saat 21.00 de sahnelenelecek oyunun organizasyonuna  Ç.Y.D.D. ve Marmara Koleji destek veriyorlar….


Oyunun biletleri,
D&R,Hızma Hediyelik,İmge Kitabevi,Emre Optik,Marmara Koleji ,Ç.Y.D.D. ofisi ve üyelerinden sağlanabilir…..


39 Basamak


John Buchan’nın romanından Patrick Barlow’un sahneye uyguladığı 39 Basamak İngilizlerin “gülmekten ölünebilir” dedikleri türden bir komedi. 1935 Ağustos’unda, Richard Hannay, can sıkıntısını dağıtmak üzere bir tiyatro oyununa gitmeye karar verir. Hannay, o gece tiyatroda gizemli güzel Annabella’yla tanışır ve kendini Londra’dan İskoçya’ya uzanan çok komik, heyecanlı, hareketli, çılgın bir casusluk serüveninin ortasında bulur. Alfred Hitchcock John Buchan’ın romanını filme çekerken bu gerilim romanının heyecan yüklü atmosferine, incelikli ama geri planda duran bir mizah dozunu eklemeyi de ihmal etmemişti. Patrick Barlow da 39 Basamak’ı tiyatroya uygularken bu mizah anlayışını alabildiğine öne çıkarmış, gerilim atmosferinin çevrelediği alabildiğine çılgın bir komedinin izini sürmüş, Alfred Hitchcock izleğini sahne sahne takip etmiş, romandan çok filmin, Hitchcock’un uyarlamasını sahneye getirmiş.

.
Ortaya çıkan olağanüstü  bu gerilim komedisini mutlaka izlemelisiniz.

 

OYUN İle ilgili Notlar:(Üstün Dökmen)

Mehmet Birkiye’nin hayal gücü ve mizah anlayışı, tiyatro sahnesinde aksiyona kazandırdığı heyecanlı tempo ve özellikle birbirine kelepçelenmiş Hannay ile Margaret (Demet Evgar) arasındaki elektrikli cinsellik, oyuna hiç sönmeyen bir canlılık katmış. Mehmet Birkiye bir anlamda sıradan bir gerilimin de , iyi sahnelenip, iyi oynandığında ne kadar etkili olabileceğini  kanıtlamış. Bu amaçla, hayal perdesi kurup, gölge oyunundan bile yararlanmış


Yaratıcı kadro
Cihan Yöntem, oyunculara hareketin esneklik özelliklerindeki değişimleri bir güzel ayrımsatmış. Salon ile sahne arasında “feedback” oluşmasını sağlamış. Cem Yılmazer, ışığın gücünü, rengini, dağılımını, dekor rengini kullanarak oyuncu/ların çevresinde yepyeni bir oyun alanı yaratmış. Cem Yılmazer, artık tüm çalışmalarında ışık tablolarını, izleyicilerin her birinin doğru, tertemiz, net görebilecekleri biçimde tasarlayan ışık “erbaplarımız” safında oturuyor. Ne mutlu tiyatroseverlere! Başarılı dekor tasarımcılarımızdan Efter Tunç, gene özde belirli bir biçimi değil, bir kavramı belleklere ulaştırmış. Biçimden yola çıkmış, teknikten yararlanmış, öze varmış. İzleyicinin dekor verilerinden yararlanarak kişisel yaratıcılığına ulaşmasını sağlamış. Her an biçimlenebilen bir dekor anlayışı Tunç’un tasarımı. Başlıyor, deviniyor bitiyor. İşlevsel, yorumlayıcı. “39. Basamak”ın kostümleri de Efter Tunç imzasını taşımakta. Tunç’un kostümleri, dekorun içinde eriyor, dekorla birbirini tamamlayarak yapılanıyor. Bu yapılanma, yönetmenin yorum öğesini ve iletisini izleyiciye taşımasını kolaylaştırıyor.

Mehmet Birkiye bakalım başka neler yapmış
Mehmet Birkiye’nin oyuncularına, oyuncu yönetimine geçmeden önce ritmi, bütün gösterge dizgelerinin bileşkesi olarak kullandığı için öncelikli olarak kutlamak istiyorum. Mehmet Birkiye, sahne tasarımcısı Efter Tunç ile kol kola girerek akış ritmini, duraklamaları, hızlanma ve yavaşlamaları mükemmel düzenlemiş. Yukarıda da söylediğim gibi, esasen sıradan, herhangi bir casusluk romanında da olacak, bulunacak, “şey”lerle yüklü metnin devingen ve durağan anlarından birinin doğruluğunu ötekinin yanlışlığını gerektirmesi (almaşması) biçiminde ele almış. Dinamik anları da farklı düzende tutmuş.

Birkiye’nin oyuncuları
Mehmet Birkiye, oyuncu yönetiminde dört oyuncusunu işaret ve dayanak noktaları üzerinde eklemlemiş. Yönetmenin yarattığı ve figür haline getirdiği karakterler, izleyicinin düşüncesinde “alt-partisyon” denilen hareket estetiği içeren (kinesthetic) bir şema oluşturuyor.

Okan Yalabık, işte bu alt-partisyonu kendi perspektifi doğrultusunda başarıyla yakalayanlardan.

Üzerinde iyi bir komedyen gömleği taşıyan Bülent ޞakrak o kadar çok aksiyon içine, o kadar çok fiziksel yönelim sıralıyor ki şaşırmamak, alkışlamamak elde değil. Yalabık da, ޞakrak da can verdikleri karakterleri incelemelerinin sadece zihinsel bir süreç olmadığının farkındalar. Başka unsurları, kapasiteleri ve nitelikleri oranında incelemelerine katmışlar.

Demet Evgar, “Gece Mevsimi” ve “Anna Karenina”daki muhteşem performanslarından sonra, hem Annabella Schmidt’in, hem Pamela’nın, hem de Margaret’in ruhsal değişimlerini bu kere de mükemmel yansıtıyor. Mimiklerine gene hakim. Canlandırdığı karakterlerle yakından “tanışmışâ€ ve onları duyumsamış. “Helal olsun Demet Evgar” dedirtiyor.

Hakan Gerçek gerçeği
Pek bilinen bir gerçektir ki, bir oyuncu ancak gerçek coşkusal deneyim yoluyla bir roldeki insan doğasının gizli nimetlerine nüfuz edebilir ve orada insan ruhunda saklı olan o görülemezi, o işitilemezi ya da o bilinç yoluyla ulaşılamazı tanıyabilir, duyumsayabilir. Hakan Gerçek, Richard Hannay karakterini çözümlemiş, keşfetmiş, incelemiş, araştırmış, tartmış, tanımış, kimi yapılarını yadsımış, kimilerini onaylamış ve onunla özdeşleşmiş.

Eee… Kolay iş değil bu iş! Hakan Gerçek alkışı böyle hak etmişâ€¦

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

Previous Story

Fotoğrafta – ki Bodrum, Ayşegül Kaygun Fotoğraf Sergisi

Next Story

Erkan Sevinç, yayınlanan son kitabı “Dinlediğin Müziği Söyle” yi imzalıyor…

Latest from Sanat Etkinlikleri