Trança Sanat Galerisi, 2008 yaz sezonunun ilk sergisinde, Ressam Ali Koçak ile sanatseverleri buluşturuyor. Sanatçı bu sergisinde akrilik ve karışık teknikle yaptığı,
son dönem eserlerini sergileyecek.
11 temmuz 2008 tarihinde açılacak sergi, 24 Temmuz akşamına dek sürecek.
Galeri hergün 11.00–20.30 saatleri arasında gezilebilecek…
Trança Sanat Galerisi
Cumhuriyet Caddesi
No : 36 / 2
Bodrum
Tel: 0 252 3166716— 0 252 316 6610
0 555 4451385
ALİ KOÇAK
1954 yılı Tokat doğumlu olan sanatçı, ilk ve orta öğrenimini Sivas’ta tamamladı. 1973 yılında girdiği Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu’na 3 yıl devam ettikten sonra ayrılan sanatçı, resim çalışmalarına bir süre ara verdi. Ancak, resme olan tutkusu bir an bile azalmadı. Sanatçı, ağabeyi ressam Kasım Koçak’ın atölyesinde 4 yıl çalıştıktan sonra 1988 yılından itibaren serbest olarak resim yapmaya devam etmiştir. Geçmişteki tecrübelerinin de yardımı ile iç dünyasındaki fantezilerini, düşlerini duygusal bir bağlamda, figüratif bir anlatım yolu ile ifade etmeye çalışmıştır.
Resim çalışmalarını, Bodrum -Kızılağaç’taki kendi atölyesinde sürdüren sanatçının bugüne kadar 25 kişisel, 15 karma sergide resimleri sergilenmiştir. Ayrıca sanatçının yurtiçi ve yurtdışı (Almanya, ABD, Fransa, Avusturya, Finlandiya, İngiltere) olmak üzere birçok özel koleksiyonda eserleri bulunmaktadır.
Karma Sergileri
1989 8. Uluslar arası Kartal Kültür ve Sanat Festivali / İstanbul
1992 Maltepe Sanat Galerisi (Maltepe’den Ressamlar) / İstanbul
1992 Kadıköy Kültür ve Sanat Galerisi / İstanbul
1993 Tarih ve İstanbul TÜYAP / İstanbul
1993 3. Sanat Fuarı, TÜYAP / İstanbul
1995 Nadya Sanat Galerisi / İstanbul
1996 Seven Sanat Galerisi / İstanbul
1996 İstanbul Menkul Kıymetler Borsa Sanat Galerisi / İstanbul
2007 Bodrum Cam Sanat Galerisi / Bodrum
2007 Safran Sanat Galerisi / Bodrum
Kişisel Sergileri
1990 Maltepe Sanat Galerisi / İstanbul
1990 Ayşe Takı Sanat Galerisi / İstanbul
1991 Maltepe Sanat Galerisi / İstanbul
1991 İçel Sanat Evi / İstanbul
1991 Akdeniz Sanat Evi / Antalya
1992 Maltepe’deki Kendi Atölyesinde / İstanbul
1993 Uran Sanat Galerisi / İstanbul
1995 Maltepe’deki Kendi Atölyesinde / İstanbul
1997 İstanbul Menkul Kıymetler Borsa Sanat Galerisi / İstanbul
1999 Berker Sanat Galerisi / Bodrum
2000 Kadıköy Kültür Merkezi (3’lü Sergi) / İstanbul
2001 Epsilon Sanat Galerisi / Bodrum
2001 Yansıma Sanat Galerisi (3’lü Sergi) / Ankara
2002 Ankara Menkul Kıymetler Borsa Sanat Galerisi / Ankara
2004 Dulda Sanat Evi / Bodrum
2006 Bodrum Milta Marina Osmanlı Tersanesi Sanat Galerisi / Bodrum
2007 Karia Princess (3’lü Sergi) / Bodrum
2007 TÜYAP Sanat Fuarı / İstanbul
Ali Koçak Üzerine Yorumlar:
”Ali Koçak’ın resmini ilk gördüğümde, kimseye benzemediğini kendine özgü resimler yaptığını farkettim. İlk anda bu kişiliği vuruyor insana. Çok özgün, o denli sıcak ve yalın. Hemen de sizi kendine çekiyor. Başka bir şey düşünemez oluyorsunuz. Böylece de yalnız onun dünyasında olduğunuzu anlıyorsunuz. Nereye, kime bakarsa baksın; resimleri içten, çocuksu bir tavır koyuyor ve bu çocuksu tavrıda her yere taşıyor. Bu yalnız figürlerde değil, dokunduğu her şeyde görülüyor. Kişiliğini de öyle kurduğunu anlayıveriyorsunuz. Büyük bir güzellik diye bakıyorum ben buna . İçtenlik sıcaklık da bundan kaynaklanıyor. Buda her şeye vuruyor, siniyor. Bir ressam için de bu büyük bir özellik. Zengin bir renk anlayışı, istif, kompozisyon O’nun resmini zenginleştirmiş. Bu özellik de kompozisyonlarında daha çok görülüyor, daha ne istenir ki. Ali Koçak’ın son zamanlarda yaptığı resimlere gelince; neredeyse birdenbire büyük bir değişiklikle karşı karşıya geldiğimizi görüyoruz. Bu değişiklik daha çok resimlerin yapılarında göze çarpıyor. Konular, renkler pek değişmiş denemez, ama yapı baştan aşağı yer sarsıntısına uğramış, parçalanmış, bozulmuş, yeni biçimler kazanmış. Resmin kurgusu için de aynı şeyleri söyleyebiliriz: O da baştan aşağı değişmiş hissini veriyor. Ali Koçak resmi Picasso gibi parçalayarak yapıyor. Resimler artık ilk kurgularını bir yana bırakarak, parça parça kuruluyor. Sanki resmi önce kuruyor da sonra yıkıyor ve yeniden yapıyor. Resme dikkatle bakıldığında bunu görmek zor değildir. Buradan şuraya da varıyoruz. Ressamın bu hale kolay kolay gelmediğini görüyoruz. Resimler yara almışlar, sonra kendilerine gelmişler. Bunun için de yanlı yapısal değişim yetmemiş. Deformasyon nerede ise basa geçmiş. Aslında yanılsama resmin önemli bir ilkesi olmuş. Deformasyon ve yanılsamanın bir ilke olduğu göze çarpıyor. Bu da resimlere, yeni büyük boyutlar kazandırmış. Hem iyi bir resme biz buradan bakmıyor muyuz? Ali Koçak onu yakalamış; renklerde, biçimde yeni zenginlikler göze çarpıyor. Ressamın içten, çocuksu tavrı daha bir ağırlık kazanmış. Böylece resimler şaşırtan bir boyutta göze çarpıyor.
Hep, bir resmin şaşırtmasını istemez miyiz ?
Bu son dönem resimleri O’nu çok değiştirmiş. Bütün bütün yeni bir havaya bürünüyor.
Ali Koçak gerçek bir ressam.”
İlhan BERK
”Ali’nin resimlerine baktığınızda önce renkleri görürsünüz.
Bazen cadmium kırmızılar kucaklar sizi, vermilionlar çapkınca göz kırpar, coşarsınız.
Sonsuzdan gelen ışık olur cadmium sarılar, tanrılaşır. Bazen başak tarlaları gibi yayılır, ürün olur, sizde çoğalır.
Ochre sarılar, burnt siennalarla sarmaş dolaş “Anam toprak, babam yağmur” gibi taş olur, toprak olur. Ve ille de cobalt maviler, yeri gelir gölge olur ışığa, yeri gelir “Kanatlandık kuş olduk Uçtuk elhamdülillah” diyerek gök kubbeye uçuşur.
Ultramarineler derinlik olur, yeşillerle karışır, yoğrulur, gerilerde kıvrılır, gökyüzüne uzanan ağaçlar olur. Ve portrelerinde renkler üst üste binerek renk tuşları olur tende, giyside, kilimde…
Dokular formları oluşturur, formlar renklerle biçimlenmiş yaşayan insanları. Onlar kendi insanlarıdır, çoğunlukla yakın çevresinden portreler. Belki de kalabalık bir ailesi olduğu için, çok portre görmek ister etrafında. Onlar kendi çocuklarıdır. Güçlü ışık altında eriyen, kontrast gölgelerle sizi sorgulayan bakışlar. ”
Ercan SÜELDEN
”……..Portreleri yalnızlığı yansıtıyordu. Yalnızlığı vermekte çok başarılıydı doğrusu.
Ali Koçak’ta gördüğüm bu yalnızlık beni düşündürmüş; kendisine inancımı güçlendirmiştir doğrusu. Çünkü biliyordum ki; kendi yalnızlığından iyi yararlanacak, yalnızlığından kendini çoğaltacaktı. Gerçek sanatçının hangisi yalnız değildir? Hangi gerçek sanatçı kendi yalnızlığında çoğaltmamıştır?..”
Abbas CILGA
